Yumurtalı Patates

Henüz kendisini bizlere anlatmamış.
21 Yorumları
  • Favorileri
  • İzleme Listesi
  • Son Yorumları
  • Henüz hiçbir içerik favorilere eklenmemiş.

    Henüz hiçbir içerik izleme listesine eklenmemiş.

    • The Tale of the Princess Kaguya – Prenses Kaguya Masalı
      The Tale of the Princess Kaguya – Prenses Kaguya Masalı için demiş ki;

      Kolay kolay ağlayan biri değilim; ağladım. Çok güzel, çok buruktu.

    • May – Lanetli Mayıs
      May – Lanetli Mayıs için demiş ki;

      Site oylamasında filme haksızlık edilmiş. Bence güzeldi. Müthiş değil fakat akıcı. Sıkılmıyorsunuz çünkü diğer gerilim-korku filmlerindeki klişeler yok.

    • I Stand Alone – Herkese Karşı Tek Başına
      I Stand Alone – Herkese Karşı Tek Başına için demiş ki;

      Çok sert bir filmdi. Eğlenmek için değil çökmek için izlenir. “Morale.”

    • About Schmidt – Schmidt Hakkında
      About Schmidt – Schmidt Hakkında için demiş ki;

      Çerezlik bir film. Keyifli.

    • I’m a Cyborg, But That’s OK – Ben Bir Robotum Ama Sorun Değil
      I’m a Cyborg, But That’s OK – Ben Bir Robotum Ama Sorun Değil için demiş ki;

      Park Chan-Wook’un güzel olmayan filmine rastlamadım henüz. Çok, çok güzel. Tereddüt etmeyin.

    • Ah-ga-ssi – Hizmetçi – The Handmaiden
      Ah-ga-ssi – Hizmetçi – The Handmaiden için demiş ki;

      Olaylar beklemediğim şekilde gelişti fakat “iyi ki de öyle gelişmiş!” dedirttirdi.

    • The Shape of Water – Suyun Sesi
      The Shape of Water – Suyun Sesi için demiş ki;

      Karakterler o kadar iyiydi ki, bir kitaptan esinlenilmiş olduğunu sandım izlerken. Büyülendim.

    • It – O
      It – O için demiş ki;

      Açıkçası daha iyi bir film beklemiştim. Çoğu sahne öngörülebilirdi.

      Spoiler içeren alan!
      Kendiliğinden açılıp kapanan kapılar, duvara kanla yazılmış tehdit sözleri, lavobodan gelen kan, karanlıktan ekrana doğru sıçrayan yüzler… Bunların hepsi öngörülebilirdi ve kendimi hazırladığım için korkmadım da.

      Sıçramama sebep olan sadece bir sahne oldu, onun dışında rahattım. Filmin bir saatinden sonra çığlıklara ve kaçma seanslarına alıştığınız için artık doğal olarak korkmamaya başlıyorsunuz. Beklentilerimi alıp, yere çakan bir film oldu.

      Spoiler içeren alan!
      Çocukların gönül işlerine bu kadar vakit ayırmak yerine Pennywise’ın hikayesini anlatabilirlerdi.
      Anlatmalılardı.

    • The Stoning of Soraya M. – Soraya’yı Taşlamak
      The Stoning of Soraya M. – Soraya’yı Taşlamak için demiş ki;

      Bu filmi ilk ağabeyimle izleyecektik fakat, kendisi bu filmin tamamen İslam’ı kötülemek amacıyla çekilmiş olduğunu söyleyip başka bir film açtı. Eh, bu beni durdurmadı. Sonraları izledim. İyi ki izlemişim.

      İslam’ı kötülemek gibi bir amacı olduğunu düşünmüyorum. Gerçekleri yansıtan bir film, sonuçta bu tür şeyler olmuyor değil. İslam’ı kendi aleyhine eğip büken, istediği ayete istediği anlamı yükleyen insan çok. Bunlar oluyor.

    • Incendies – İçimdeki Yangın
      Incendies – İçimdeki Yangın için demiş ki;

      Kafamda dönüp dolaşıp, tekrar gündeme oturan film. Hikayeyi çok iyi sıralamış ve mükemmel bir şekilde anlatmışlar.

    • I Am Sam – Benim Adım Sam
      I Am Sam – Benim Adım Sam için demiş ki;

      Çok tatlıydı.

    • Swiss Army Man – Çakı Gibi
      Swiss Army Man – Çakı Gibi için demiş ki;

      Ölü bir adamın osurmasına bu kadar güldüğüm için utanmakla beraber, çok da eğlendim. Hem güldürüp hem burukluk yaşatan filmleri seviyorum vesselam.

    • Dangal – Güreşçi
      Dangal – Güreşçi için demiş ki;

      Bir biyografi olarak fazla başarılı!

    • Blue Is the Warmest Color – Mavi En Sıcak Renktir
      Blue Is the Warmest Color – Mavi En Sıcak Renktir için demiş ki;

      Aldığı puanı hak etmediğini düşünüyorum. Size derin bir duygu yaşattığı yok. Yeni bir fikir aşıladığı da yok. Bu tür filmler yüzünden insanlar eşcinselliği porno olarak görmeye devam ediyor. Tamam cinsellik içermesin demiyorum ama, filmin %60’ı erotik olunca insan ister istemez kaşlarını çatıyor.
      Eğer ben içinde eşcinsel karakter bulunduran bir senaryo yazsaydım konu sadece sevişen,aynı cinsten iki insan üzerine olmazdı. El attıkları her şeyi sığlaştırıyorlar. Acı verici.

      “Sense8” mesela. İçinde trans ve eşcinsel karakterleri barındırıyor. Ama bütün konusu bu mu? Hayır. Dizi boyunca sevişiyorlar mı? Hayır. Dizideki eşcinsel çiftlerin ilişkileri cinsellikten çok, dayanışma ve sevgiyi mi içeriyor? Evet. Hayatın içinden bir konu böyle ele alınır. İnsanların tabularını yıkmak istiyorsan önce duygularına ulaşmalısın.

    • Leon: The Professional – Sevginin Gücü
      Leon: The Professional – Sevginin Gücü için demiş ki;

      Geçmişte bıraktıklarımızın hissiyatını yaşatan bir film. Küçük bir kız ve orta yaşlı bir adamın ortak noktası ne olabilir ki? Yalnızlık.
      Leon: The Professional yalnızlığın paylaşılmasının hikayesidir.

    • Bedevilled – Cinnet
      Bedevilled – Cinnet için demiş ki;

      Kadını küçümseyen erkekten daha kötü bir şey varsa, o da kadını küçümseyen kadındır. Bir erkek manevi iktidarsızlığını saklamak, kadına yaptıklarını hoş gördürebilmek, görebilmek üzere onu izole eder. Peki bir kadın, bir kadına yaptığında? Bunun nasıl bir açıklaması olabilir?

      Spoiler içeren alan!
      Asyalılarda genel olarak bir apati, bir soğukluk durumu mu var, yoksa sadece ben miyim?
      Kadının yaşadıklarına şahit olmasına rağmen ona yardım etmedi Hae-Woe. Hatta yer yer yalancılıkla suçladı. Bu nasıl bir kayıtsızlık yahu?

    • 127 Hours – 127 Saat
      127 Hours – 127 Saat için demiş ki;

      Bence konusuna göre gayet akıcı bir film, zaman kaybı olacak bir film de değil. Güzel, ama müthiş değil. Beni sıkmadı.
      Ve, evet; yine James dağıtmış ortalığı. Adamda oynadığı bütün karakterlere yansıyan bir özgüven var.

    • Fathers and Daughters – Babalar ve Kızları
      Fathers and Daughters – Babalar ve Kızları için demiş ki;

      Aile insanın ilerde vereceği kararlara, hatta direkt olarak kişiliğine nüfuz ediyor. Bazen içini umutla doldururken, bazen de bomboş hissettiriyor.

      Spoiler içeren alan!
      Patates Cipsi ile aramızdaki benzerlikler beni şaşırttı açıkçası. İçindeki duygusal kuraklığı ifade etmeye çabaladığı sahneler, yaptıklarının nedenini kendinin de bilmemesi, herkesin bir gün gitmiş olacağını düşünmesi (ki muhtemelen öyle de olacak), bütün filmi kendimi onun yerine koyarak geçirdim.
      Film bittiğinde ise öz eleştiriye geçtim.
      Babamı altı veya yedi yaşındayken kaybettim -kaybettim derken kalp krizinin ardından beyin hasarı aldı ve yatalak kaldı, bilincini kaybetti, konuşamadı, yürüyemedi, altında bezi vardı, bireyselliği yok oldu- (bunu neden yazıyorum acaba…) annemi ise on iki yaşımda.
      Anneminki kaybetmek değildi gerçi, daha çok terk edilmek diyelim. Sonraları geri geldi (telefonda ağlayarak yalvardığım için) fakat beni büyütmek için geç kalmıştı. Her neyse işte, ben de biraz kimsesizdim sanırım. Bu yüzden midir, biri “seni seviyorum” dediğinde yüzüne bakakalıyorum. Yalan söyledikleri hissine kapılıyorum.
      Bugüne kadar hiç aşık olmadım. Öyle bir şey var mı, emin de değilim. Fakat birkaç ay önce minik bir hoşlantıya kapıldım. “Ruh eşi” dedikleri hurafeye çok yakın bir insanla tanıştım. Arkadaş oldum. Olduk.
      İki ay boyunca konuştuk. Telefonda, bilgisayarda, bilgisayar oyunlarında, yatmadan önce, uyanınca.
      En sonunda korktuğum şey oldu tabii ki. “Senden hoşlanıyorum, seni seviyorum.” İnanmadım. Hala inanmıyorum.
      Ona sevginin çabucak elde edilemeyecek bir şey olduğunu anlatmaya çalıştım. Ayrı şehirlerde olduğumuzu, benden sıkılacağını, ona istediği sevgiyi veremeyeceğimi, yeterli olmadığımı anlatmaya çalıştım. Yine de inancını yitirmedi, ve vazgeçmedi. En sonunda sadece arkadaş olmak istediğimi, ona karşı bir şey hissetmediğimi söyledim. Sanırım cidden de hissetmedim. Yine de hissetmeye en yakın eşiğimdi. Sonunda onu da çaresiz bıraktım. Bana kızdı, bir iki kere daha mesaj attı, devamı gelmedi.
      Neyse çok uzattım. Uzun lafın kısası; kimsesizlik cidden bir boşluk yaratıyor sanırım.

    • Nymphomaniac Vol. I – İtiraf Bölüm 1
      Nymphomaniac Vol. I – İtiraf Bölüm 1 için demiş ki;

      Normalde ne kadar cinselliğin bol yer edindiği filmlere ön yargılı ve biraz da ürkek yaklaşsam da bu epey başarılıydı. Cinsellik filmde bir şeyler ifade etmek üzerine, bir bakış açısı, bir değişim üzerine kullanılmış. İnsanı hem geren, hem şaşırtan, çokça empati kurmasını sağlayan bir film. Nemfomani iyi işlenmiş. Artık bir nemfomanyak ile tanışırsam çocukluğuna inmeyi düşünüyorum.

    • Oldboy – İhtiyar Delikanlı
      Oldboy – İhtiyar Delikanlı için demiş ki;

      Fazla iddalı olacağını düşünebilirsiniz fakat bu hayatımda izlediğim en güzel film. İzledikten sonra pişman olmayacağınıza eminim. Tabii filmden anlıyorsanız.

      Spoiler içeren alan!
      Açıkçası olayların gidişatından filmin sonunu az çok anlamıştım, buna rağmen film bittiğinde ürperip, ekranda sabit kalmamak elde değil. Kan bağının, toplumdaki, dindeki, etik değerlerdeki yeri üzerine düşündüren bir senaryo. “Ensest”
      kavramı, düğüm olmuş kulaklık kıvamına geliyor, ahlak anlayışı da üzerine eklenince kafalar bir milyon.