Seyit Nusret ÖZTÜRK

Henüz kendisini bizlere anlatmamış.
5 Yorumları
  • Favorileri
  • İzleme Listesi
  • Son Yorumları
  • Henüz hiçbir içerik favorilere eklenmemiş.

    Henüz hiçbir içerik izleme listesine eklenmemiş.

    • An Inspector Calls
      An Inspector Calls için demiş ki;

      Aşağıda görüldüğü üzere Discuslover mahlaslı izleyicinin yazdığı mesaja karşı bazı fikirlerimi paylaşmak istedim. Şöyle:

      Asıl sorgu ve bunun günü diye bir şey yoktur. Yaşadığımız hayatta sordun sordun, yoksa puştun suçu cezasız, yaptığı da yanına kar kalır gider. Dahası, asıl sorgu diye bir şeyi vazetmek, hayatta sınıf egemenliği üzerinden işlenen suçlara karşı mazlumların ve sömürülenlerin seslerini çıkarmalarına engel olmak amacıyla uydurulmuş en zararlı dinsel mitlerden birisidir.

      Sistemler salt ekonomik sistem olarak adlandırılmaz. Sistemlerin özü üretim ve mülkiyet ilişkileridir. Her sistem, üretimin nasıl yapıldığı, mülkiyet hakkının kimde olduğu üzerinden ayrıma tabi tutulur. Buna göre de her sistemin sadece ekonomik özü ile değil, bununla karşılıklı ilişki içinde olan sosyal ve kültürel yapısı ile de değerlendirilmesi gerekir. Hangi ekonomik sistemde denilerek çalışan sınıfların egemen olduğu sistem olan sosyalist sistemin ve hiçbir sınıfın egemen olmadığı komünist sistemin de haksızlıkla malul olduğu anıştırılmış olmakla doğru bir soru ve ifade biçimi değildir.

      Toplumsal sistemin, egemen olan sınıfın, verili sistemde tekelci burjuvazinin sermaye birikim süreci kesintiye uğramasın diye ezdiği, yok saydığı, açlığa mahkûm ettiği işçi ve emekçilerin önüne kırıntı atmak anlamına gelen güya yardım etme, sadaka verme tavrı, ezilenlerin egemenlerin tahtlarını sallamamaları için uygulanan bir politikadır. Ama işçiler kırıntı değil tüm dünyayı istiyorlar ve alacaklar da!

      Yönettiğini düşünenler diye yapılan bu kategorizasyon kapsamına girenler, burjuva siyasetçiler ve bürokratlarıdır. Bunlar da, merak etmeyin kimin çanağını yaladıklarının tamamen bilincinde olup buna göre politika geliştirip buna göre kanun filan çıkarırlar. Bu nedenle çalışan sınıflara karşı suç işlemektedirler. Cezasını da yukarıda yazdığımız üzere eninde sonunda çekeceklerdir. Hiçbir egemen sınıf yardakçısı bundan kurtulamaz. Gebermiş bile olsa…

    • An Inspector Calls
      An Inspector Calls için demiş ki;

      Koduğumun burjuvaları; ellerinizde, kadın erkek ne kadar çok işçinin kanı var biliyor musunuz! O sefih, asalak ve aşağılık hayatınızı sürdürebilmeniz, el koyduğunuz değerler üzerinden sınıfsal hakimiyetinizi sürdürmeniz için ne kadar çok işçi ailesini tarumar ettiğinizi biliyor musunuz! Elbette ki biliyorsunuz koduğumun insanlıkdışı asalaklar… O yüzden işlediğiniz suç taammüdendir ve cezası da tarihin çöplüğüne atılmaktan başka bir şey değildir; bütün yardakçılarınız, siyasetçileriniz ve bürokratlarınızla birlikte…

    • The Brave One – İçindeki Yabancı
      The Brave One – İçindeki Yabancı için demiş ki;

      Filme seyrim biter bitmez 9 puan verdim. Suçun gerçekte toplumsal bir olgu olduğunu düşünmeme rağmen kişisel intikamı belki olumlamayan, fakat en azından hayırhah yaklaşan bu filme bu kadar yüksek bir puan vermemin nedeni de senaryosu ile, oyunculuğu ile ve bunlar kadar önemli Jodie Foster faktörünün yanısıra, bu sistemin bir ürünü olarak kendi zihnimin de kişisel intikamı hak olarak görmeyle sakatlanmış olmasının etkisi var. Halbuki, dediğim gibi suç, özellikle kişilerin birbirlerine karşı işledikleri ve hukukta haksız fiil olarak nitelenen bu türden suçların toplumsal bir arkaplanı var. Hukuk Fakültesinde iken okuduğumuz Ceza hukuku genel ilkeler dersinden hatırladığım kadarıyla İtalyan hukuk “bilimci”si Lombroso’nun dediği gibi suçluluğun insanın genleriyle, fizyolojik yapısıyla değil toplumsal konumu ve yaşadığı hayatla ilgili sebepleri var. Bu nedenle öğütlenmesi gereken husus, suça maruz kalındığında bireysel intikamı önermek değil (bu tespit bireysel intikamı tamamen devre dışı bırakan bir yaklaşım da değildir), suçun işlenmesine zemin hazırlayan toplumsal ilişkileri, mevcut toplumsal örgütlenmeyi, bu toplumsal örgütlenmeye hakim olan mülkiyet ve bölüşüm ilişkilerini değiştirmektir. Bir insanı katil seviyesine getiren çocukluğundan beri yaşadığı hayatta maruz kaldığı olaylar zincirini incelerseniz bunun ne kadar gerçekçi bir yaklaşım olduğunu görmemiz de daha mümkün olacaktır.

      Burada tartışılması gereken bir diğer husus da, mesaj yazan izleyicilerin çoğunun suça maruz kalanların bireysel intikamlarını savunuyor olmalarına rağmen, suçun failinin resmi görevli olması durumunda da bu tavırlarının sürüp sürmeyeceği konusudur. Zira, sadece bizde değil Dünya’nın birçok ülkesinde devletlerin resmi görevlilerinin yargısız infazlarında hayatlarını kaybeden suçlu ya da suçsuz çok sayıda insanın var olduğu kuşkusuzdur. Meseleyi bir de bu açıdan değerlendirmekte fayda var…

    • Trumbo
      Trumbo için demiş ki;

      Burada özellikle Arthur Miller’in Cadı Kazanı adlı oyununu da anmak gerekir. Yazar, bu eserde tarihteki Salem kasabasındaki cadı avını, bu ava karşı dürüst namuslu insanların onurlarını korumak için ölümü bile nasıl göze aldıklarını, ama eninde sonunda gerçeğin nasıl kazandığını anlatmasına rağmen, cadı kazanını bir metafor olarak ele almış ve o dönemdeki McCarthycilik üzerinden ABD faşizmini eleştirmiştir. Bu eseriyle yazar da Amerika Karşıtı Faaliyetleri İzleme Komitesi’nin hedefi olmaktan kurtulamamıştır. Filmde anlatılan kişi de, benzeri yüzlerce, binlerce kişi gibi Amerakn emperyalizminin, Dünya jandarması rolünü oynayabilmek, emperyalist sömürüyü garanti altına alabilmek için cephe gerisini ne pahasına olursa olsun düzleme amacının kurbanı olmuşlardır.

    • Trumbo
      Trumbo için demiş ki;

      Bu arada badenbaden mahlaslı izleyiciyi de anlamak mümkün değil demeyeceğim, böyle faşist kafalıları anlamak gayet mümkün. Daha komünizmin ne olduğunu, toplumsal örgütlenmeler, bunların geçirdiği aşamalar, mülkiyet ve sınıf ilişkileri konusunda iki çift söz seyleyemeyecek kapasitesiz insanlar böyle saçmaladıkları zaman tüylerim diken diken oluyor. İşte diyorum, faşizm bu türün sayesinde bir suç makinesi olarak varlığını sürdürebiliyor, emekçi sınıflara Dünyayı zehir edebiliyor, sınıf egemenliğini bu türün militarizme biatı sayesinde devam ettirebiliyor… Faşizm, işte böyle kendi devrimini yapamayan işçi sınıfının güçsüzlüğü ve tekelci burjuvazinin ufak tefek kırıntılar için kıçını yalayan küçük burjuvazi sayesinde varlığını koruyor!