iambusycantyousee

Henüz kendisini bizlere anlatmamış.
3 Favorileri
97 Yorumları
  • Favorileri
  • İzleme Listesi
  • Son Yorumları
  • The 400 Blows – 400 Darbe
    8.1
    1959

    Ülke: Fransa

    Yönetmen: François Truffaut

    Oyuncular: Jean-Pierre Léaud, Claire Maurier, Albert Rémy, Guy Decomble

    8.1 IMDB Puanı 8.5 Site Puanı 42 İzlenme 39 Yorum
    Into the Wild -Özgürlük Yolu
    8.1
    2007

    Ülke: Amerika

    Yönetmen: Sean Penn

    Oyuncular: Emile Hirsch, Marcia Gay Harden, William Hurt, Jena Malone

    8.1 IMDB Puanı 8.7 Site Puanı 90 İzlenme 474 Yorum
    The Man from Earth – Dünyalı
    8.0
    2007

    Özgün senaryo dalında Oscar'ı hak eden bu film sadece bir odada geçiyor. John üniversiteden ayrılıp, başka bir yere gitmeye karar vermiş, akademisyen ...

    Ülke: Amerika

    Yönetmen: Richard Schenkman

    Oyuncular: David Lee Smith, Tony Todd, John Billingsley, Ellen Crawford

    8.0 IMDB Puanı 8.0 Site Puanı 74 İzlenme 249 Yorum

    Henüz hiçbir içerik izleme listesine eklenmemiş.

    • The Iron Giant – Demir Dev
      The Iron Giant – Demir Dev için demiş ki;

      kesinlikle çok basit ve sığ sayılabilecek ancak feci anlamlı bir felsefesi olan film. şiddet şiddeti yaratır, sevgi sevgiyi büyütür.

      Spoiler içeren alan!

      hurdacıda hunharca ve şapırdatarak araba yeme sahnesinde gülmekten altıma işedim

    • Doctor Strange – Doktor Strange
      Doctor Strange – Doktor Strange için demiş ki;

      izlediğim ilk marvel filmi. görüntü hariç vasat bir film. puanım 7/10

    • Midnight in Paris – Paris’te Gece Yarısı
      Midnight in Paris – Paris’te Gece Yarısı için demiş ki;

      sadece paris için bile izlenilebilir. arkadaşlar paris’e gidin görün hissedin. istanbul ve roma’dan sonra en güzel şehir olabilir.

    • The Mirror – Ayna
      The Mirror – Ayna için demiş ki;

      Sinematogrofi konusunda bambaşka ve harika bir film. Çekim teknikleri modern dönem akademik eğitimde ders olarak gösteriliyor zaten. Renkler, açılar, ray kullanımı ve hatta bel kamerası kullanımı… Bunların yanında Tarkovsky sinemasında benim en belirgin şekilde gözüme çarpan şey oyunculukların da döneminin ötesinde olması. Ben dönemin oyunculuklarında hep bir eksiklik olduğunu düşünürken, Tarkovsky filmlerinde kusursuz bir tiyatro izliyorum. İşte bu özellikler beni Tarkovsky’nin filmlerinde tutunabilmemi sağlayan özellikler. Ancak, gelgelelim Tarkovsky sinemasında ben de dahil bir çok insanı boğan bir şey var. Bu da senaryolar. Tarkovsky sinemanın senaryoya ihtiyacı olmadığını düşündüğü için sinemanın tanrısı oldu belki de ama, ben bunu doğru bulmuyorum. Sinema bir şey anlatabildiği sürece gerçekliğini koruyabilir. Sanat sanat için midir yoksa halk için midir sorununun bir kolonu da bu Tarkovsky sorunu bence. Çünkü Tarkovsky filmlerini anlamayan ya da es kaza beğenmeyen kişi gördüğünde isyan eden bir sinema aydını sürüsü var. Bu güzide yönetmen, bilhassa kendisi yaptığı filmlerin anlaşılmasının gereksiz olduğunu söylemişken, bir grup başka bir grubu sinema cahili olmakla suçluyor. Bu doğru değil. Ben Tarkovsky’nin sinemanın tanrısı olarak anılmasının asıl sebebinin sinematogrofik açıdan çığır açması olduğunu düşünüyorum.

      Bu film özelinde konuşacak olursak, filmi beğeneni de anlıyorum beğenmeyeni de. Bu filmden hiçbir şey anlamayanı da anlıyorum birçok şey anladığını söyleyeni de. Çünkü bu filmi adam zaten tam olarak bunun için yapmış.

      Ayrıca Tarkovsky filmlerini izleyeceklere bir tavsiye vermek istiyorum. Filme başlarken zaman kavramını yok edin, zaman denilen şeyin olmadığını varsayarak izlerseniz bir çok şeyi anlamlandırmak zorunda kalmamanın müthiş hafifliğiyle izleyebilirsiniz. Hadi bye.

    • Dersu Uzala
      Dersu Uzala için demiş ki;

      İnsanın ilkel benliğinin modern yaşamı reddedişinin en iyi anlatımlarından biri. İzlemesi çok keyifli sakin bir film. Ve tabi ki tarihin en yaşlı süper kahramanı Dersu.

    • 8½ – Sekiz Buçuk
      8½ – Sekiz Buçuk için demiş ki;

      Fellini’nin yönetmen koltuğuna oturduğunda bile tam olarak ne çekeceğini bilemediğini söylediği film bu. Yani adam kendisi bile akışına bırakmış, çok üzerinde durmamış filmin. Yine de berbat bir şey çıkmamış ortaya ancak bu filmden bir başyapıt olarak bahsetmek çok cesurca bence. Kişisel fikrim iyi film olmadığı yönünde.

    • Annie Hall
      Annie Hall için demiş ki;

      Gördüğüm en iyi ”ilişki” belgeseli. Korkunç bir şekilde, sanki iç sesimi duyar gibi izledim filmi. Sonundaki basit cümleler bile beni etkiledi. Müthiş.

    • Hacksaw Ridge – Savaş Vadisi
      Hacksaw Ridge – Savaş Vadisi için demiş ki;

      Hayatımda izlediğim en gerçekçi savaş filmiydi evet. Görüntüler sesler harikaydı.

      -bundan sonrası çok hafif spoiler ama çok hafif-

      Ancak. Koca bir ancak! Vıcık vıcık propaganda, insanı bezdiren bir amerikan milliyetçiliği ve can sıkıcı derecede incil vurgusu. Eminim filmin fanatikleri aşırı milliyetçi ABD fanatikleridir. Propaganda filmleri ne yapsa olmaz arkadaşlar, olmaz yani.

      Ayrıca adam öyle bir film çekmiş ki, sanırsın Japonlar ABD’yi işgal ediyor. Ulan adamların toprağındasın hala bayrak vatan din diyorsun. Sen kim köpeksin ki kendini melek Japonları şeytan gösteriyorsun. Lanet Amerika.

      Son sözleri Aşık Veysel usta söylesin: ”amerika katil, katil amerika”

    • Patch Adams
      Patch Adams için demiş ki;

      oha nasıl güzel bir filmmiş bu ya. gözleri dolduran cinsten.

    • Who Am I – Ben Kimim
      Who Am I – Ben Kimim için demiş ki;

      Çok iyi film. Ayrıca Mr. Robot dizisinin esinlendiği film budur.

      • Who Am I – Ben Kimim
        Who Am I – Ben Kimim için demiş ki;

        lan ruhlarını siktiğimin piçleri! spoiler böyle mi verilir. Spoiler mantığınız buysa yukarıda site yönetiminin film açıklamasına bir bakın derim dalağını siktiklerim. Sadece Mr. Robot dan önce bu vardı demek istedim sperm artıkları. Bu kadar rahat küfür etmemin sebebi sizin bu kadar rahat küfür etmenize izin veriliyor olması. Yoksa tam bir istanbul beyefendisiyim.

        Yönetime sesleniyorum. Lütfen bana bir yetki verin, sadece bu küfür edenleri ayıklayayım!

    • Aguirre: The Wrath of God
      Aguirre: The Wrath of God için demiş ki;

      anlatmak istediğini bu kadar anlatamayan bir film olamaz. Benim için sinemanın ön koşulu oyunculuktur. Bir filmde oyuncular, canlı yayında arkada telefonla konuşup kameraya el sallayan tipler gibi sırıtarak kameraya bakıyorsa ve aynı sahne yüzlerce kez çekiliyor olmasına rağmen bu oluyorsa, ben o filme iyi diyemem.

      Zaman kaybı gibi bir şey söylemek anlamsız ama alternatif sinema hastası bir tip değilseniz önermiyorum.

    • Solaris
      Solaris için demiş ki;

      Tarkovsky’nin bile en kötü filmim dediği ve hiç beğenmediği bu filmi ben hiç beğenemem. Sanat toplum içindir argümanına antitez argümanı yapılacak bir film. Toplum henüz birinci dereceden denklemleri çözemiyorken, topluma ikinci üçüncü derece zorlu denklemler sunmak gibi bu tarz filmler. Bütün bunların yanında bu filmi izlemek büyük sabır istiyor. Herkese önermiyorum. Binaenaleyh kimseye önermiyorum.

    • Die Hard – Zor Ölüm
      Die Hard – Zor Ölüm için demiş ki;

      1980’den 90’ların ortasına kadar yapılan Hollywood filmlerinde rahatsız edici bir şey var. Yanlış duyguyu yanlış yerde vermek. Bu yüzden bu dönemin aksiyon filmleri de sadece genç sinemaseverlerin ve aksiyon delisi sinemaseverlerin ilgisini çekebilir. İMDB Top rated movies yerini de hak etmiyor sanırım.

    • The Big Lebowski – Büyük Lebowski
      The Big Lebowski – Büyük Lebowski için demiş ki;

      Coen kardeşlerin tüm filmlerini izledim. Size de tavsiye ederim. Bu filmden ne büyük bir felsefe çıkarın ne de boş zamanınız varsa izleyin diyebilecek sığlıkta yorum yapın. Çok iyi filmdir vesselam.

    • Touch of Evil – Bitmeyen Balayı
      Touch of Evil – Bitmeyen Balayı için demiş ki;

      Türevleriyle kıyaslayınca, bu film biraz kötü. Tavsiye etmiyorum. Başı harika sonu baya beklentimin altında kaldı.

    • The Sting – Üçkağıtçılar
      The Sting – Üçkağıtçılar için demiş ki;

      Eğlenceli bir film. Türünün en iyisi değil tabi ve Top Rated Movies konumu biraz fazla iyi sanki. Yeni nesil filmi çekilmesine karşıyım, bütün sihri kaçar öyle olursa.

    • La strada
      La strada için demiş ki;

      Federico Fellini dünyanın en şanslı adamıymış. Yahu böyle tatlı bir eşi olmasını kim istemez ki?

    • Rang De Basanti – Sarıya Boya
      Rang De Basanti – Sarıya Boya için demiş ki;

      Enteresan bir film. Hindistan sineması abartılı sahneleriyle direncimi zorluyor ama izlettirmesini de biliyor. Duygusal ama politik bir film bu. Afedersiniz bildiğin masaya vurmuş gerçekleri. Bizde yapılamaz böyle bir film. En azından artık yapılamaz.

      Velhasıl kelam, biraz uzun ve bazen abartılı sahneleri olsa da etkileyici bir film. İzlemeyenler kuşkularını bir kenara bıraksınlar.

    • The Girl – Bir Kız
      The Girl – Bir Kız için demiş ki;

      Kesinlikle herkesin dayanabileceği filmlerden biri değil. Ruhunu mengeneyle sıkıştırıyorlar adeta, öyle darlayan bir film. Yer yer sakin film sever olan ben bile ”hadi bir aksiyon artık” dedim valla. Ancak bu söylediklerim filmin kalitesini gölgelemez. Filme puanım 8/10 . Yönetmenin ilk uzun metraj filmi olduğunu da göz önünde bulundurursak gayet makul bir film.
      Ayrıca, bu iskandinavlar ne garip bir ırk lan. Enteresan gerçekten. Bu dünyadan değil gibiler.

    • Attila Marcel
      Attila Marcel için demiş ki;

      Filmin ikinci bölümü için şunu söyleyebilirim: ben bir balıkçı kayığı, filmin ikinci bölümü de beni oradan oraya savuran ama alabora etmeyen bir fırtına. Bazı filmlerin için bir şey katıyorlar ve yoğunluğu normalden fazla oluyor, ağır geliyor ama keyif de veriyor. İşte onlardan biri bu.
      İkinci bölümde bir piyano sahnesi var ki akıllara zarar. 1900 efsanesine çakılan selam kör göze barmak gibi 🙂