aysegul karagoz

Henüz kendisini bizlere anlatmamış.
8 Favorileri
39 İzleyecekleri
166 Yorumları
  • Favorileri
  • İzleme Listesi
  • Son Yorumları
  • La Haine
    8.1
    1995

    Ülke: Fransa

    Yönetmen: Mathieu Kassovitz

    Oyuncular: Vincent Cassel, Hubert Koundé, Saïd Taghmaoui, Abdel Ahmed Ghili

    8.1 IMDB Puanı 8.5 Site Puanı 45012 İzlenme 38 Yorum
    Quest for Fire – Ateş Savaşı
    7.4
    1981

    Ülke: Canada, Fransa

    Yönetmen: Jean-Jacques Annaud

    Oyuncular: Everett McGill, Ron Perlman, Nicholas Kadi, Rae Dawn Chong

    7.4 IMDB Puanı 7.9 Site Puanı 35344 İzlenme 33 Yorum
    The Motorcycle Diaries
    7.8
    2004

    Ülke: Argentina, Amerika, Chile, Peru, Brazil, İngiltere, Almanya, Fransa

    Yönetmen: Walter Salles

    Oyuncular: Gael García Bernal, Rodrigo De la Serna, Mía Maestro, Mercedes Morán

    7.8 IMDB Puanı 8.8 Site Puanı 61760 İzlenme 32 Yorum
    Into the Wild -Özgürlük Yolu
    8.1
    2007

    Ülke: Amerika

    Yönetmen: Sean Penn

    Oyuncular: Emile Hirsch, Marcia Gay Harden, William Hurt, Jena Malone

    8.1 IMDB Puanı 8.7 Site Puanı 245214 İzlenme 472 Yorum
    Dersu Uzala
    8.3
    1975

    Ülke: Soviet Union, Japan

    Yönetmen: Akira Kurosawa

    Oyuncular: Yuriy Solomin, Maksim Munzuk, Mikhail Bychkov, Vladimir Khrulyov

    8.3 IMDB Puanı 8.7 Site Puanı 51911 İzlenme 19 Yorum
    The Man from Earth – Dünyalı
    8.0
    2007

    Özgün senaryo dalında Oscar'ı hak eden bu film sadece bir odada geçiyor. John üniversiteden ayrılıp, başka bir yere gitmeye karar vermiş, akademisyen ...

    Ülke: Amerika

    Yönetmen: Richard Schenkman

    Oyuncular: David Lee Smith, Tony Todd, John Billingsley, Ellen Crawford

    8.0 IMDB Puanı 8.0 Site Puanı 316260 İzlenme 241 Yorum
    Nymphomaniac Vol. I – İtiraf Bölüm 1
    6.9
    2013

    Danimarkalı autör yönetmen Lars Von Trier'in Deccal (Antichrist) and Melankoli ile sürdürdüğü aykırı filmler serisine Nymphomaniac ile devam ediyor. N...

    Ülke: Denmark, Almanya, Belgium, İngiltere, Fransa

    Yönetmen: Lars von Trier

    Oyuncular: Charlotte Gainsbourg, Stellan Skarsgård, Stacy Martin, Shia LaBeouf

    6.9 IMDB Puanı 6.8 Site Puanı 382654 İzlenme 17 Yorum
    3:10 to Yuma – 3:10 Treni
    7.8
    2007

    Kanun kaçağı Wade yakaladığında Evans, bu azılı katili mahkemeye götüremeye gönüllü olur. 3:10 Yuma trenine canlı olarak teslim etmek üzere hareket et...

    Ülke: Amerika

    Yönetmen: James Mangold

    Oyuncular: Russell Crowe, Christian Bale, Logan Lerman, Dallas Roberts

    7.8 IMDB Puanı 7.8 Site Puanı 22287 İzlenme 43 Yorum
    The Terminator – Yokedici
    8.1
    1984

    Çekildiği dönemden çok uzak bir gelecekte, 2029 yılında geçen fütüristik filmde yeryüzü artık robotlar tarafından kontrol edilen ve bu robotlara karşı...

    Ülke: İngiltere, Amerika

    Yönetmen: James Cameron

    Oyuncular: Arnold Schwarzenegger, Michael Biehn, Linda Hamilton, Paul Winfield

    8.1 IMDB Puanı 8.4 Site Puanı 16608 İzlenme 17 Yorum
    La famille Bélier
    7.3
    2014

    Ülke: Fransa, Belgium

    Yönetmen: Eric Lartigau

    Oyuncular: Karin Viard, François Damiens, Eric Elmosnino, Louane Emera

    7.3 IMDB Puanı 8.0 Site Puanı 22485 İzlenme 34 Yorum
    Black Cat, White Cat
    8.0
    1998

    Ülke: Federal Republic of Yugoslavia, Fransa, Almanya, Austria, Greece

    Yönetmen: Emir Kusturica

    Oyuncular: Bajram Severdzan, Srdjan 'Zika' Todorovic, Branka Katic, Florijan Ajdini

    8.0 IMDB Puanı 8.5 Site Puanı 17413 İzlenme 24 Yorum
    Mulholland Dr.
    8.0
    2001

    Ülke: Fransa, Amerika

    Yönetmen: David Lynch

    Oyuncular: Naomi Watts, Jeanne Bates, Dan Birnbaum, Laura Harring

    8.0 IMDB Puanı 8.2 Site Puanı 173224 İzlenme 111 Yorum
    The Graduate
    8.1
    1967

    Ülke: Amerika

    Yönetmen: Mike Nichols

    Oyuncular: Anne Bancroft, Dustin Hoffman, Katharine Ross, William Daniels

    8.1 IMDB Puanı 6.7 Site Puanı 27049 İzlenme 27 Yorum
    Boiler Room

    Ülke: Amerika

    Yönetmen: Ben Younger

    Oyuncular: Giovanni Ribisi, Vin Diesel, Nia Long, Nicky Katt

    6.5 Site Puanı 8640 İzlenme 4 Yorum
    Across the Universe
    7.4
    2007

    Ülke: Amerika, İngiltere

    Yönetmen: Julie Taymor

    Oyuncular: Evan Rachel Wood, Jim Sturgess, Joe Anderson, Dana Fuchs

    7.4 IMDB Puanı 6.7 Site Puanı 14155 İzlenme 32 Yorum
    Closer
    7.3
    2004

    Ülke: Amerika, İngiltere

    Yönetmen: Mike Nichols

    Oyuncular: Natalie Portman, Jude Law, Julia Roberts, Clive Owen

    7.3 IMDB Puanı 6.8 Site Puanı 148088 İzlenme 38 Yorum
    The Tiger and The Snow
    6.9
    2005

    Ülke: Italy

    Yönetmen: Roberto Benigni

    Oyuncular: Roberto Benigni, Jean Reno, Nicoletta Braschi, Tom Waits

    6.9 IMDB Puanı 7.5 Site Puanı 14476 İzlenme 14 Yorum
    Match Point
    7.7
    2005

    Ülke: İngiltere, Ireland, Luxembourg

    Yönetmen: Woody Allen

    Oyuncular: Jonathan Rhys Meyers, Alexander Armstrong, Paul Kaye, Matthew Goode

    7.7 IMDB Puanı 7.3 Site Puanı 45521 İzlenme 36 Yorum
    The Seventh Seal – Yedinci Mühür
    8.3
    1957

    Ülke: Sweden

    Yönetmen: Ingmar Bergman

    Oyuncular: Gunnar Björnstrand, Bengt Ekerot, Nils Poppe, Max von Sydow

    8.3 IMDB Puanı 8.8 Site Puanı 94507 İzlenme 50 Yorum
    A Face in the Crowd
    8.2
    1957

    Ülke: Amerika

    Yönetmen: Elia Kazan

    Oyuncular: Andy Griffith, Patricia Neal, Anthony Franciosa, Walter Matthau

    8.2 IMDB Puanı 7.5 Site Puanı 4516 İzlenme 5 Yorum
    Modigliani
    7.4
    2004

    Ülke: İngiltere, Almanya, Romania, Fransa, Italy

    Yönetmen: Mick Davis

    Oyuncular: Andy Garcia, Elsa Zylberstein, Omid Djalili, Hippolyte Girardot

    7.4 IMDB Puanı 8.5 Site Puanı 59202 İzlenme 52 Yorum
    Gegen die Wand
    7.9
    2004

    Ülke: Almanya, Türkiye

    Yönetmen: Fatih Akin

    Oyuncular: Birol Ünel, Güven Kiraç, Zarah Jane McKenzie, Stefan Gebelhoff

    7.9 IMDB Puanı 7.8 Site Puanı 68010 İzlenme 43 Yorum
    Midnight in Paris
    7.7
    2011

    Ülke: İspanya, Amerika, Fransa

    Yönetmen: Woody Allen

    Oyuncular: Owen Wilson, Rachel McAdams, Kurt Fuller, Mimi Kennedy

    7.7 IMDB Puanı 8.4 Site Puanı 72034 İzlenme 28 Yorum
    25th Hour – 25 Saat
    7.7
    2002

    Ülke: Amerika

    Yönetmen: Spike Lee

    Oyuncular: Edward Norton, Philip Seymour Hoffman, Barry Pepper, Rosario Dawson

    7.7 IMDB Puanı 7.9 Site Puanı 23889 İzlenme 20 Yorum
    The Life of David Gale
    7.4
    2003

    Ülke: Amerika, Almanya, İngiltere, İspanya

    Yönetmen: Alan Parker

    Oyuncular: Kate Winslet, Cleo King, Constance Jones, Kevin Spacey

    7.4 IMDB Puanı 8.4 Site Puanı 60569 İzlenme 124 Yorum
    Magnolia
    8.0
    1999

    Ülke: Amerika

    Yönetmen: Paul Thomas Anderson

    Oyuncular: Pat Healy, Genevieve Zweig, Mark Flanagan, Neil Flynn

    8.0 IMDB Puanı 8.6 Site Puanı 27939 İzlenme 31 Yorum
    Rush
    8.3
    2013

    Ülke: İngiltere, Almanya, Amerika

    Yönetmen: Ron Howard

    Oyuncular: Chris Hemsworth, Daniel Brühl, Olivia Wilde, Alexandra Maria Lara

    8.3 IMDB Puanı 8.2 Site Puanı 69887 İzlenme 20 Yorum
    Milk
    7.7
    2008

    Ülke: Amerika

    Yönetmen: Gus Van Sant

    Oyuncular: Sean Penn, Emile Hirsch, Josh Brolin, Diego Luna

    7.7 IMDB Puanı 8.6 Site Puanı 32184 İzlenme 37 Yorum
    Capitalism: A Love Story
    7.3
    2009

    Ülke: Amerika

    Yönetmen: Michael Moore

    Oyuncular: William Black, Jimmy Carter, Elijah Cummings, Baron Hill

    7.3 IMDB Puanı 8.3 Site Puanı 27704 İzlenme 30 Yorum
    Hair: Bırak Güneş İçeri Girsin
    7.6
    1979

    Ülke: West Almanya, Amerika

    Yönetmen: Milos Forman

    Oyuncular: John Savage, Treat Williams, Beverly D'Angelo, Annie Golden

    7.6 IMDB Puanı 8.8 Site Puanı 14263 İzlenme 13 Yorum
    The Insider
    7.9
    1999

    Ülke: Amerika

    Yönetmen: Michael Mann

    Oyuncular: Al Pacino, Russell Crowe, Christopher Plummer, Diane Venora

    7.9 IMDB Puanı 8.0 Site Puanı 26959 İzlenme 20 Yorum
    Idi i Smotri
    8.2
    1985

    Ülke: Soviet Union, Belarus

    Yönetmen: Elem Klimov

    Oyuncular: Aleksey Kravchenko, Olga Mironova, Liubomiras Laucevicius, Vladas Bagdonas

    8.2 IMDB Puanı 8.8 Site Puanı 44342 İzlenme 46 Yorum
    Persona
    8.2
    1966

    Ülke: Sweden

    Yönetmen: Ingmar Bergman

    Oyuncular: Bibi Andersson, Liv Ullmann, Margaretha Krook, Gunnar Björnstrand

    8.2 IMDB Puanı 8.6 Site Puanı 70591 İzlenme 62 Yorum
    No
    7.4
    No
    2012

    Ülke: Chile, Fransa, Mexico, Amerika

    Yönetmen: Pablo Larraín

    Oyuncular: Gael García Bernal, Alfredo Castro, Luis Gnecco, Néstor Cantillana

    7.4 IMDB Puanı 8.4 Site Puanı 82961 İzlenme 37 Yorum
    A Man Escaped – Bir İdam Mahkumu Kaçtı
    8.2
    1956

    Ülke: Fransa

    Yönetmen: Robert Bresson

    Oyuncular: François Leterrier, Charles Le Clainche, Maurice Beerblock, Roland Monod

    8.2 IMDB Puanı 8.3 Site Puanı 27956 İzlenme 24 Yorum
    The Mirror
    7.9
    1975

    Ülke: Sovyetler Birliği

    Yönetmen: Andrei Tarkovsky

    Oyuncular: Filipp Yankovsky, Margarita Terekhova, Oleg Yankovskiy

    7.9 IMDB Puanı 7.9 Site Puanı 69096 İzlenme 29 Yorum
    Fear and Loathing in Las Vegas
    7.7
    1998

    Ülke: Amerika

    Yönetmen: Terry Gilliam

    Oyuncular: Johnny Depp, Benicio Del Toro, Tobey Maguire, Michael Lee Gogin

    7.7 IMDB Puanı 7.9 Site Puanı 22245 İzlenme 28 Yorum
    Apocalypse Now – Kıyamet
    8.5
    1979

    Yüzbaşı Willard komutasındaki ekibin görevi, Vietnam’da Amerikan ordusuna başkaldırmış olan ve vahşi yöntemlerle bir orman kabilesini yönetmekte olan ...

    Ülke: Amerika

    Yönetmen: Francis Ford Coppola

    Oyuncular: Marlon Brando, Martin Sheen, Robert Duvall, Frederic Forrest

    8.5 IMDB Puanı 7.3 Site Puanı 37430 İzlenme 88 Yorum
    No Country for Old Men – İhtiyarlara Yer Yok
    8.2
    2007

    1980 Teksas’ında ava çıkan bir Vietnam gazisi olan Llewelyn Moss bir kan gölünün ortasında kalmıştır. Gördüğü yer, işlerin yolunda gitmediği bir uyuşt...

    Ülke: Amerika

    Yönetmen: Ethan Coen, Joel Coen

    Oyuncular: Tommy Lee Jones, Javier Bardem, Josh Brolin, Woody Harrelson

    8.2 IMDB Puanı 8.1 Site Puanı 65879 İzlenme 68 Yorum
    Being John Malkovich – John Malkovich Olmak
    7.8
    1999

    Kuklacı Craig bir gün atölyesinde çalışırken Amerika'nın en ünlü aktörlerinden John Malkovich'in beynine açılan gizli bir yol bulur. Craig bu buluşu i...

    Ülke: Amerika

    Yönetmen: Spike Jonze

    Oyuncular: John Cusack, Cameron Diaz, Ned Bellamy, Eric Weinstein

    7.8 IMDB Puanı 7.4 Site Puanı 23600 İzlenme 29 Yorum
    Brothers
    7.1
    2009

    Ülke: Amerika

    Yönetmen: Jim Sheridan

    Oyuncular: Jake Gyllenhaal, Natalie Portman, Tobey Maguire

    7.1 IMDB Puanı 8.2 Site Puanı 24443 İzlenme 31 Yorum
    Bir Zamanlar Anadolu’da
    7.8
    2011

    Ülke: Türkiye, Bosnia and Herzegovina

    Yönetmen: Nuri Bilge Ceylan

    Oyuncular: Muhammet Uzuner, Yilmaz Erdogan, Taner Birsel, Ahmet Mümtaz Taylan

    7.8 IMDB Puanı 8.4 Site Puanı 117854 İzlenme 57 Yorum
    Psycho – Sapık
    8.7
    1960

    Ülke: Amerika

    Yönetmen: Alfred Hitchcock

    Oyuncular: Anthony Perkins, Vera Miles, John Gavin, Janet Leigh

    8.7 IMDB Puanı 8.5 Site Puanı 89131 İzlenme 106 Yorum
    The Departed – Köstebek
    8.5
    2006

    Köstebek, Massachusetts Eyalet Polisi'nin şehrin en büyük suç organizasyonunu çökertmek için geniş çaplı bir mücadele başlattığı Güney Boston'da geçiy...

    Ülke: Amerika, Hong Kong

    Yönetmen: Martin Scorsese

    Oyuncular: Leonardo DiCaprio, Matt Damon, Jack Nicholson, Mark Wahlberg

    8.5 IMDB Puanı 8.5 Site Puanı 61663 İzlenme 9 Yorum
    • Thank You for Smoking – Sigara İçtiğiniz İçin Teşekkürler
      Thank You for Smoking – Sigara İçtiğiniz İçin Teşekkürler için demiş ki;

      This is not a negotiation, this is an argument.
      -We thank you-

    • La Haine
      La Haine için demiş ki;

      Yazılan yorumlar yüzümü kızarttı . ‘ Bir süre sonra unutulur mu ? sıkıcı mı ? en az 6 mı o da tarihe ışık tuttuğu için mi ? Are you fucking serious man ? Toplumsal eleştiriyi , siyaset ve ırk çatışmasını günlük hayatı bu kadar sanatsal anlatan çok az film var .Geç izlemiş olmama kızmakla beraber filmi anlayacak olgunlukta ve bilgide izlemiş olmama seviniyorum .
      + Filmde oyuncular gerçek hayattaki isimlerini kullanmışlar
      +Matthieu kassovitz’in daha 25 yaşındayken çektiğini öğrendim ve adama tekrardan hayran kaldım .
      toplumsal sanat nedir ? buyurun izleyin çünkü ben hayran kaldım .
      Son olarak Vincent Cassel ‘in gözlerinden öpüyorum ve gidiyorum.

    • Quest for Fire – Ateş Savaşı
      Quest for Fire – Ateş Savaşı için demiş ki;

      Kitaplarda okuduğumuz hatta yeri geldiğinde altını çizdiğimiz o paragraflar filme o kadar iyi yansıtılmış ki hayran kaldım .
      Her insan mutlaka ilk insanı ve evrimleşme sürecini düşünmüştür kafamızda kurduğumuz o sahneler canlı işlenince daha bir mükemmel olmuş. O zamanki bir dünyanın nasıl olabileceğine dair bir şeylerin kafamızda canlanması açısından harika . Yani ilk çağ insanlarının yaşam standartlarını , tarihsel gelişimini merak ediyorsanız zaman makinesinin icat edilmesini beklemenize gerek yok .
      Anlayamadığım tek şey türünün tek örneği olmasına rağmen neden popülaritesi bu kadar az . Oysa ki Annaud enteresan bir yönetmen ve harika iş çıkarmış .

    • Gett – Gett: The Trial of Viviane Amsalem
      Gett – Gett: The Trial of Viviane Amsalem için demiş ki;

      İzlediğim ilk İsrail filmi . Kelimelerimin yetersiz kaldığı boğazımın düğümlendiği sinirden tırnaklarımı kemirdiğim ilk İsrail filmi .

      Spoiler içeren alan!
      beş yıl boyunca boşanabilmek için savaşmak ve bu hakkı da sonunda şartlı tahliye misali yine erkeğin karar verdiği şekilde aşağılayıcı bir şekilde elde edebilmek.

    • Biutiful
      Biutiful için demiş ki;

      Temiz evler , dublex daireler , lüks kıyafetler , milyonluk arabalar , porselen yüzler , toz pembe hayatlar yok
      . Gerçeklik var ve bu gerçeklik insanın içini sıkıyor , rahatsız ediyor , karanlığa götürüyor . Kafama balyozla vursalardı canım bu kadar acımazdı herhalde .

      Spoiler içeren alan!
      mumyalanmış olması nedeniyle, senin şu anki yaşından neredeyse 10 yaş daha küçük olan babanın naaşına bakmak, bakmak, gülümsemek .

      Gözünüzü kızartıp yaşlarla dolduran ama ağlatmayan film öyle bir film ki ne ağlıyorsunuz ne ağlamıyorsunuz Gonzalez büyüksün üstat

    • Amores Perros
      Amores Perros için demiş ki;

      İşte bunu seviyorum anlıyor musunuz ? Filmde bir adamın tırnaklarının kirinin gösterildiği , saçının üstünün başının makyajla değil de gerçekten kirliymiş hissi veren bir film . Filmde içilen sigaralar sanki yüzüme üflendi , ortamdaki ter kokusunu hissettim bunaltıcı hava sanki bulunduğum yerdeymiş gibi , sanki filmin içindeymişim her an olaya müdahale edebilirmişim ansızın İspanyolca konuşup yönetmenin beni filme sokmasını bekliyormuşum gibi izledim . Her an marketten , dövüşten hastahaneden çıkacakmışım gibi. Ansızın gülüp ulan Gael García ne güzel rol yaptın be abi film olduğunu unuttum diyecek ve azarlanacak gibi Sanki onlardan biriymişim gibi . Aynı anda 3 farklı hayat yaşıyormuşum ama hepsini de farkındaymışım gibi .
      Bu etkiyi benim üzerimde bırakan film sayısı çok az ve Alejandro González zekası tebrik edilesi bir yönetmen . Gerçekten hasret kaldık böyle gerçekçi filmlere .
      tamamen kendi şahsi fikrim ben çok beğendim filmi özellikle oyunculukları . Adamlar oynamamış yaşamış resmen helal olsun .

      Spoiler içeren alan!
      Dövüş köpeği olduğunu bilmeden yaralı hayvanı evine alıp iyileştiren el chivo ‘nun evine gelince dövüş köpeğinin bütün köpeklerinin hepsini öldürdüğünü görmesi , köpeklerini öldüren köpeği öldürmek istemesi tabancayı eline alıp tetiği çekememesi sinema tarihinin en hüzünlü sahnesidir kannımca .

      ”çünkü biz aynı zamanda kaybettiğimiz şeyleriz.”

    • Bacheha-Ye aseman – Children of Heaven
      Bacheha-Ye aseman – Children of Heaven için demiş ki;

      Majid Majidi insanı nereden vuracağını. duyguları nerede ön plana çıkaracağını çok iyi bilen bir yönetmen .
      Orta doğu kültürünü üstünkörü bir şekilde yansıtmış . Ve Çocuklar üzerinden ders niteliğinde bir film yapmış . İyi de yapmış.

    • The Color of Paradise
      The Color of Paradise için demiş ki;

      İran sinemasında beni her seferinde kendine hayran bırakan özelliği duyguları saf ve temiz yansıtması . Tipleştirmeleri günlük hayattan bilhassa ailemizin içinden alması filme daha gerçekçi boyut kazandırıyor . Toplum sorunlarına yaklaşım şekli ‘ Hal durum budur , gerisini siz düşünün ‘ demesi insanı zindandan kurtarıyor ve zorla düşünmeye sevk ediyor .
      Benciliz . duygu yoksunuyuz , soğuk insanlarız , erdem ve vicdan kavramları üzerinde düşünmüyoruz . Asıl kör olan Muhammed değil biziz !
      Evet bu bir film , karakterimiz Muhammed sadece oyuncu bu doğru ama çevremizde çok fazla Muhammed var çok fazla da çaresiz baba . tabi bunun örnekleri çoğaltılabilir . Kırgın, sinirli ve hüzünlüyüm cümlelerimi de toplarlayamıyorum .
      Majid Majidi el değmemiş duygularımıza basmayı onları gün yüzüne çıkarmayı iyi biliyor .
      hüzün dolu film .

    • Inherit the Wind
      Inherit the Wind için demiş ki;

      ”darwin was wrong man’s still an ape.” – Jeroma Lawrance
      Dünya’nın bütün serserileri birleşin. entelektüellerden başka yakacak bir şeyiniz yok. Bu sözü duyunca aklıma direk Sivas katliamı geldi .Spencer Tracy ‘iyi de Aziz Nesin’e benzettim . neyse
      Dinci savcının sürekli bağırarak konuşması hiç garip gelmedi hatta çokta tanıdık geldi .Hakimin savunmalarda karşı tarafın görüşlerine ve uygulamalarına izin vermemesi tarafsız olmaması ve bir tarafın ciddi bir biçimde etkisi altında kalması çok tanıdık geldi . Öğretmenin KİTAP yüzünden yargılanması , avukatın düşüncesi yüzünden hapishaneye girmesi , Düşünen insanların hapishanede olması niyeyse tanıdık geldi . Evrimin okullarda yasaklanması , okutulmaması tanıdık geldi . Halkın düşüncesi yüzünden birini darağacına asıp yakarak öldürmek istemesi tanıdık geldi . 1925 Amerika’sında yaşıyoruz sanki her şey niye bu kadar tanıdık ? Inherit the Wind artık Amerika’dan çok bizi anlatıyor .
      Ve çok yakında sayın yargıç, elimizde flamalar ve çalan davullarla geriye doğru yürüyor olacağız.
      Geriye!
      Bağnazların; insan aklına, zeka ve aydınlanma getirmeye cüret eden adamı yaktıkları 16.yüzyılın o şanlı çağlarına doğru. Haydi Türkiye geriye doğru marş marş !!
      Bilgisizlik en büyük köleliktir izleyin okuyun araştırın fanatik olmayın kırın şu duvarları yıkın şu cehaleti işte yıkın

      Spoiler içeren alan!
      Sizi uyarıyorum, kötü bir kanun kolera gibidir; dokunduğu herkesi, karşı çıkanlar kadar savunanları da mahveder.
      Anlamıyor musunuz, eğer evrim gibi bir teoriyi alır ve resmi okullarda okutulmasını suç sayarsanız, yarın özel okullarda öğretilmesini de suç sayabilirsiniz.
      Ve yarın onun okunmasını da suç sayabilirsiniz ve yakında kitapları ve gazeteleri de yasaklayabilirsiniz ve daha sonra katoliği protestanla, protestanı protestanla karşı karşıya getirirsiniz.
      Ve kendi dininizi insanın kafasının içine zorla sokmaya çalışırsınız.
      Eğer birini yapabilirseniz ötekini de yapabilirsiniz.
      Çünkü fanatizm ve cahillik açtır. Daima açtır ve beslenmeye ihtiyaçları vardır.

    • Temple Grandin
      Temple Grandin için demiş ki;

      Çoğumuz otizmin ne demek olduğunu biliyoruz , belki de onlardan biriyiz ,öyle bir tanıdığımız var yada tanıdığımızın tanıdığı , hiç değilse otizm kelimesini hayatımızın bir evresinde mutlaka duyduk .Merak edip araştırdık belki de duyduklarımızla yetindik . Ama hiç onlar gibi düşünebildik mi ? Bir günümüzü onlar gibi hissederek yaşayabildik mi ? Empati kurabiliyor muyuz ? Zorlamayın ben söyleyeyim cevabı HAYIR .
      Ama en azından 2 saat onlar gibi düşünebilmek onlar gibi hissedebilmek kadar güzel bir şey yok .
      Daha önce böyle biriyle hiç tanışmadım ama okudum ve öğrendim ki ‘Farklı ama eksik değiller ”’different, but not less”..
      Claire Danes ‘in oyunculuğuna hayran kaldığımı ve her ‘nereye gidiyorlar’ – ‘bir kapı açıldı ve ben o kapıdan içeri girdim.’ dediğinde oluşan duyguları tarif edemem .
      “hayatta pek çok şeyin anlamını bilmesem de, hayatımın bir anlamı olsun istiyorum.” – temple grandin
      Sen çok şey başardın grandin . İnsan olmayı , insan kalmayı …

      Spoiler içeren alan!

      hayvanlar sakin bir şekilde ve daireler çizerek ve diğer hayvanları takip ederek yürüyorlar. ve kıvrımı takip ettikleri için mutlular; çünkü geldikleri yere döneceklerini sanıyorlar. biz onları kendimiz için yetiştiriyoruz. tabiat zalim olabilir ama biz öyle olmak zorunda değiliz. onlara saygı borçluyuz./spoiler]

    • Rope (1948)
      Rope (1948) için demiş ki;

      Hitchcock filmin bütün dayanağını Dostoyevski ‘suç ve ceza’ ve nietzche öğretilerine atıfta bulunarak yapmıştır . Nasıl yani mesele Ruppert’in idealine göre ‘insanlar ikiye ayrılır ve üstün insanların öldürmeye hakları vardır ama bu üstünlüğe ya da diğerlerinin sıradanlığına karar veren kimdir?’ işte burada nietzsche’nin übermensch kavramına güzel bir gönderme yapar ama sonuç olarak filmin eşçsincel alt metinlerinde bahsedilen tarafı tutar .Nietzchenin aksine bu üstünlüğe yahut sıradanlığa karar verenin Tanrı olduğunu vurgular .Hitchcock’un bu filmi biraz tanrıcılık oynamaya çalışmanın etrafında döner ve o zamanın elit kesimine eleştiri yapar . İnsanlara öğretilerini yayan ve bunun doğruluğuna inanan aydınlar iş pratiğe döküldüğünde ‘Ben öyle demek istememiştim yeaa siz gaddarsınız sözlerimi yanlış yorumladınız ‘ tarzından savunmalara kalkmaları iki yüzlülüğü vurgular kannımca .
      Tartışma konusu da şu olur Cinayet sanat için midir yoksa toplum için mi ?
      Kabaca anlatmak gerekirse ‘’iyi ve sağlıklı aristokrasinin özü kendi çıkarları için sayısız insanı hiç suçluluk duygusu duymadan feda etmeye hazır olmasıdır. toplumun aracılığıyla seçkin kişilerin kendilerini daha büyük ödevlere ve genelde daha üstün bir varoluşa yükselebilecekleri bir temel yapı iskelesi olması gerekir’’
      iyinin kötünün ötesinde-nietzsche tabi bu tamamen nietzchenin öğretisinin özünü temsil etmiyor ama filmde bu öğretilere karşı çıkılıp dostoyevskinin raskolnikovu ile bütünleştirmeye çalışıyor .
      Yani yönetmen cinayeti işleyen gençlerin Nietzche’ye dayanan tezlerini çürütebilmek için karşılarına profosörü koyar . Yani işin ilginç tarafı prof. kuramsal olarak katillerimizin her dediğine katılırken pratikte tökezlemesi . teknik olarak çocukların söylediklerine temelden karşı çıkamaz çünkü onlara inanıyordur .
      Burada benim de anlamadığım yönetmen söylediklerini pratiğe döktükleri ve nietzche öğretilerini uyguladıkları için brandon ve phliip’i tebrik mi ediyor yoksa tanrının işine karıştıkları ve insanların hayatlarına müdahale ettikleri için zeki katillerimizi toplum adaletine bıraktığı için bireyselliği kınıyor mu ?
      Çık özür diliyorum teknik olarak çok iyi ve ince işlenmiş bir film . oyunculuklar çok iyi ama ben biraz felsefi kısmına takıldım sanırım bir beş yıl bunu düşüneceğim :))
      kısa gibi görünüyor ama derine indiğinizde çok iyi psikanaliz, felsefe ve vicdan kavramları üzerine durulmuş . Bir değil birden fazla kere izlenmelik ..

    • The Grand Budapest Hotel
      The Grand Budapest Hotel için demiş ki;

      Anderson söyleşide, filmde Tom Wilkinson ve Jude Law’ın oynadığı yazar karakterinin hayal meyal Stefan Zweig’ı temsil ettiğini, fakat Ralph Fiennes’in oynadığı asıl karakter M. Gustave için açıkça Zweig’ın yaşamından ve karakterlerinden örnek aldığını söylüyor. Ancak Zweig’in 1942’de intihar etmiş olması ve filmde yazarı 85’lere kadar götürmesi yazarı biraz aceleye getirmiş gibi duruyor .
      Ayrıca anderson, Bill Murray’ı nerdeyse figüran gibi kullanmış valla ayıp etmiş kankasına:))
      son söz olarak izlenir kardeşim çok da güzel izlenir ‘ANDERSON MASALLARINA’ hoş geldiniz iyi seyirler.

    • Sleep Tight
      Sleep Tight için demiş ki;

      ” Mutluluk. Benim sorunum işte bu. Mutlu olamıyorum. Hiç olmadım. Başıma iyi şeyler geldiğinde bile mutlu olamıyorum. Her sabah gözlerinizi hiç motivasyonunuz olmadan açmanın ne demek olduğunu tahmin bile edemezsiniz.. ” .Başkalarının mutsuzluğuyla mutlu olan ve her gün bunun için elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışan mutsuz bir adamın hikayesi..
      İspanyol sinemasında şu ana kadar gereksiz eleştiri yapılan bir film görmedim . Modern dünyanın modern (!) davranışlarını eleştiriyor . Çok iyi bir gerilim olduğunu söyleyemeyeceğim ama konusu ve psikolojik tahlilleriyle iyi bir psikoloji filmi olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.Sonunda kendimle ve yalnızlığımla yüzleşmemi ve kafamdaki soruları dindirmek yerine üzerine daha fazlasını koymuş bununla beraber sonu pek beni tatmin etmemiş film . Uzatmaya gerek yok senaryo orijinal ve hollywood klişelerinden uzak izlenebilir bir film .

    • Babel
      Babel için demiş ki;

      Kelimelere çok fazla anlam yükleyebilirim ama filmi sevmem biraz sadistçe . Filmi izlerken huzursuz oldum ve bu hoşuma gitti . Acıdım , üzüldüm , sinirlendim ve bunlar beni filme devam etmeye itti .
      “ben tanrı, sodom ve gomora’yı nasıl yerle bir ettimse.
      kildaniler’in yüce gururu,
      krallıkların en güzeli olan babil’i de yerle bir edeceğim.
      orada bir daha kimse yaşamayacak,
      kuşaklar boyu kimse oturmayacak,
      bedeviler çadır kurmayacak,
      çobanlar sürülerini dinlendirmeyecek.
      orası yabanıl hayvanlara barınak olacak,
      evler çakallarla dolacak,
      baykuşlar yuva yapacak, tekeler oynaşacak orada.
      kalelerinde sırtlanlar,
      görkemli saraylarında çakallar uluyacak.
      babil’in sonu yaklaştı, günleri uzatılmayacak.”
      kitabı mukaddes, “tanrı babil’i cezalandıracak”, yeşeya 13:19-22.,
      tabi ki tanrı metafizik babil kavramının derinliği bir kenara

      Spoiler içeren alan!
      olmamış ya gerçekten ölüm üçlemesinin son serisi konu mükemmel oyunculuklar gerçekten harika (özellikle Yusuf ve Muhammedin)
      ama işte bir şey eksik sonu eksik gidişatı eksik birleştirmeler eksik . Diğer filmler de bana yönetmen harbiden her şeyin bir tesadüf -şans eseri- olduğunu ikna etmişti ama bu filmde olmadı . Gerçekten severek izledim ama bir şeyler tam olmamış bir şeyler eksik ikna edemedi beni lakin gene de sıkılmadan izledim

    • October Sky
      October Sky için demiş ki;

      Sizi bilmem ama ben dökülüyorum
      küçüklüğümden beri uzaya ve evrene karşı büyük bir ilgim var aynen bu büyük bir klişe, yani kimin evrene karşı bir merakı yok ki ? İnsanlarla aynı şeylere farklı hislerle bakarsınız . Herkes sizin gibi görmez ya hani herkes en ünlü ressamın ünlü bit tablosuna bakar herkes aynı şeyi görmez . Bu hayalle düştük liselere seçtik sayısalı hedef tek ve bir ‘uzay mühendisi olmak’ . son sene koydular önümüze ygs lys denen zımbırtıyı aldılar gençliğimizi hayallerimizi girdik çıktık baktık hayalimizdeki hedef dışında tutuyor birçok yer dedik olmaz sen uzay mühendisi olacaksın söz verdin kendine . Hedefe ulaşacağım son çare bu mezuna kaldım hadi bir sene daha hazırlan değiştirdiler sistemi getirdiler ayt -tyt denen diğer bir denek sınavını 3 günde bir de değiştirdiler sanki mükemmel eğitim veren okullarımız varmış gibi . Demem o ki yapacağım yapmak istiyorum ama Türkiye eğitim sistemi içinde sıkıştım kaldım . Kendimi homer hickam gözünde gördüm yani ideallerimin aynı olduğu o insanda . Bu yüzden çok etkilendim. Zaman neler getirir insana bilemiyorum ama şu an homer hickam’ın maden altına inerken üzerinden geçen sputnik’e bakması gibi bakıyorum hayatıma .
      görüp görebileceğim en ilham verici filmlerden .’ Ben astronot olacaamm yaeağğ ‘ diyip olamıyoruz madem başkaları nasıl olmuş onu izleyelim .

    • Stand by Me – Benimle Kal
      Stand by Me – Benimle Kal için demiş ki;

      Saf , temiz efektsiz sımsıcak bir film .
      River phoenix ‘in oyunculuğuna bak abi ya sen daha 12 – 12 yaşındasın o ne biçim oyunculuk fevkalade şayet gerçek hayatta bu kadar erken ölmeseymiş onu çok iyi yerlerde görebileceğimize adım gibi eminim.
      Filmi izlerken böyle hem gülüyor hem üzülüyorsunuz . Gülüyorsunuz çünkü çocuklar komik ve çoğumuzun çocukluk hallerini yansıtıyor , üzülüyorsunuz çünkü şehir yaşamında doğmanın ve böyle bir arkadaş grubuna sahip olamamanın verdiği çaresizlik var. Bu çocukluk için değil hangi yaşta olursanız olun dost bulmak şans işi midir nedir bilmiyorum ama zor iş .
      Filmi gözümde iyi yapan şey ise çocukluğumuzun acı tatlı hatıralarını bize tekrar hatırlatmasıdır . O dönemlerde hiç geçmeyecekmiş gibi gelen ama su gibi akıp giden ve farkında bile varamadığımız zamanlar .
      Belki de en masum en içten şakalarımızı , en masum sevinçlerimizi , en hüzünlü gözyaşlarımızı , çıkarsız hesapsız hareketlerimizdir bu dönemi böylesine özleten ve özel kılan . Bu filmde ki 4 çocuk aile hayatları duygusal dünyaları ne kadar farklı olursa olsun arkadaş kalmayı başarabilmişlerdir . Aslında bugün de bir çok arkadaşımız var ama hayat çocukken tahmin ettiğimiz hayat değil ne yazık ki. Hepimiz bir çarkın içinde dönüp duruyoruz o taraftan bu tarafa savrulup duruyoruz . Stephan king en azından eline kalemi alıp acı tatlı hatıraları yazmış peki ya biz ?

      Spoiler içeren alan!
      chris: keşke ben senin baban olsaydım. o zaman o salak meslek derslerini almaktan söz etmezdin. tanrı sana bir yetenek vermiş oğlum. hikayeler yazabiliyorsun. tanrı demiş ki: “işte bu sana hediyemiz. bu yeteneğini kaybetme.”. çocuklara birileri göz kulak olmazsa, her şeylerini kaybederler. madem ebeveynlerin bu işte sıçıp batırdı, belki de bunu ben yapmalıyım…

      Sountrack’ı ile filmin birbirine bu kadar uyum sağlaması tesadüf olamaz (Stand By Me, Ben E King)
      İçinizdeki o ürkek çocuğu biraz olsun gülümsetmek istiyorsanız izlenir efendim hemde çok iyi izlenir .

    • The Wolf of Wall Street
      The Wolf of Wall Street için demiş ki;

      Gram sıkılmadan izlediğim scorcese filmi. Ben özellikle iletişim fakültesi öğrencilerinin izlemesi gerektiğini düşünüyorum . ( İletişim öğrencisi değilim) . Çünkü asıl mantık burada başlıyor ‘ Bana bu kalemi nasıl satarsın ?’ yanı düşününce neden bir kaleme ihtiyacım olsun ki ama klasik şartlanma denilen şey bugünkü adıyla kapitalizm sizi o kaleme mecbur bırakıyor . – Yanındaki peçeteye ismini yazar mısın ? işte sizi kaleme ihtiyaç duymaya zorluyor . Jordan Belfort aslında kapitalizme karşı çıkan kapitalist rolünü üstleniyor ve bize çok tanıdık insanları çağırıştırıyor

      Spoiler içeren alan!
      – demek istediğim hangi üniversite mezunu bir avuç otuz birciye inanır ki?

      Leo’nun oyunculuğu bir harikaydı müzik içerik çok iyi . Bence izlenir olumsuz eleştirilere bakmayın eline klavyeyi alan herkes yazıyor .

      Spoiler içeren alan!
      Leonun diğer filmi sıkıysa yakala’ya olan benzerliği bir yana filmi izlerken aklıma direk Tony Montana (scarface) geldi ki Jordan ve Tony karakter bakımından birbirine benziyor sonları aynı olmadı o ayrı . Böyle şey bekledim Jordan ‘ın eline silah alıp ‘say to hello my little friend !’ diyip tony montana’ya saygı duruşunda bulunmasını ?

    • Before the Fall – Çöküşten Önce
      Before the Fall – Çöküşten Önce için demiş ki;

      Mekan sayısının ve geçen olayların sınırlılığına rağmen etkileyici ve çarpıcı bir film . Biliyorsunuz yeni dönemimizin en ilgi çekici konularından bir tanesi 2. dünya savaşıdır . Nazi döneminde açılan okullarda bürokrat siyasetçi ve politikacı yetiştirildiği bilinmesine okullara gözleri bozuk herhangi bir genetik rahatsızlığa sahip ( down sendromu vb.) herhangi bir kusuru olan insanları almadıklarını bilmelerine rağmen nasıl olur da Nazi okullarıyla ilgili senaryo yazmayı bu kadar ertelemişler hiç bilmiyorum ( özel insanları almalarının nedeni aryan dedikleri saf kan elde etmek ) . ”Filmi Çekilmemiş En İyi Senaryo Dalında Alman Film Ödülü” almış Napola filmi . En iyi mi bilmem ama özgün bir senaryoya sahip olduğu kesin . İzlediğim her 2. dünya savası filminin altına yazdım bunun da altına yazayım ” Savaşın kazananı kaybedeni yoktur , kimi canıyla kimi ruhuyla öder ” izleyin

      Spoiler içeren alan!
      Friedrich ve ALbrecht’in tuvalette sarılarak ağladıkları o sahne varya yüzüme tokat gibi çarptı ağlamamak için zor tuttum kendimi de kenardan iki üç damla akmasını engelleyemedim ah be şöyle yanında ağlayacağımız bir dostumuz olmadı ya

    • Gladiator – Gladyatör
      Gladiator – Gladyatör için demiş ki;

      Başka bir sayfadan izledim buraya da yorumumu bırakayım bari
      daha önceleri sıklıkla karşıma çıkmıştı ama her seferinde bir sonrakine diye diye ertelemiştim bu tarz konular hoşuma gitmesine rağmen neden ertelemişim şuan anlam veremiyorum doğrusu.
      senaryo var , görüntü var kalite var tarih var . izleyende bırakan güzel ve narin bir etkisi var . gelmişseniz izleyin genel kültür olur .
      ‘now we are free, ı will come near you.. but not yet..’

      Spoiler içeren alan!
      Ne kadar düşünürsem düşüneyim asla tam olarak Commodus’a kızamadım . Yani babası tarafından sevilmeyen umursanmayan ne yaparsa hor görülen yaradılış bakımından babasından ve babasının özelliklerinden yoksun olan çocuğun tam olarak suçu yok gibi tabi bu yaptıklarını haklı gösterir mi tartışılır . Ama sonu gerçekten en olması gereken şeyle bitti.

    • Gladiator – Gladyatör
      Gladiator – Gladyatör için demiş ki;

      Sayfa yöneticilerine üzülerek bir şey söylemek zorundayım ‘Gladyatör ‘ adı ile koyduğunuz film gladyatör değil ne yazık ki. part-1 diye koyduğunuz film başka ve part-1 başka bir filmin son kısımları . Part2 de gladyadyatörün ikinci kısmı başlıyor kısaca tamamen yanlış ve hatalı en kısa zamanda yenilemelisiniz çünkü bir saat boyunca tamamen anlaşılmaz bir film izledim üstelik başka bir filmin ikinci kısmı . 2. partta ise gladyatörün normal filminin 2. kısmını vermişsiniz . tamamen hatalı tamamen kusurlu .
      kısaca gladyatörü bu sayfadan izlemeyin arkdaşım gidin başka yerden izleyin düzeltilene kadar ben ettim siz etmeyin .